Bu yazım T.C Başbakanlık, T.C İçişleri Bakanlığına, Emniyet Müdürlükleri, Emniyet Mensupları ve Cumhuriyet Savcılarına'dır!

Av. Özbay Demirel

Av. Özbay Demirel

E-Posta :

 Son 1 yıl içinde yaşanan olaylar ışığında polisimizin demokratik protesto hakkını kullanan vatandaşlarımıza karşı gereğinden sert müdahalede bulunması, tabanca ile ateş etmesi, biber gazını insanların baş ve yüzlerine nişan alarak atması ve bunun sonucun da vatandaşlarımızın yaralanması ve kimisinin de ölmesi kanunsuz olduğu gibi çok büyük bir hukuksuzluktur.

Anayasa`nın 34. Maddesinde Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü düzenlenmiştir. Buna göre;

B. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkı

Madde 34. - Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.Bu hakkın kullanımı ancak belli istisnalar haricince asla engellenemez.

Polisin silah kullanma yetkisi; 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun "Zor ve silah kullanma" başlıklı 16. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde kısaca özetlenecek olursa polis ancak direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedeni kuvvet, maddi güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir.

Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda silah kullanma ancak;

-          Ateşli silah kullanılması noktasında mutlak zorunluluk olması gerekir. Polis, direnişi kırmak ya da yakalamak amacıyla zor veya silah kullanma yetkisini kullanırken, kendisine karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi halinde, silahla saldırıya teşebbüs eden kişiye karşı saldırı tehlikesini etkisiz kılacak ölçüde duraksamadan silahla ateş edebilir.

-          Polis, bozulan düzenin tekrar kurulması, daha fazla bozulmaması ve düzenin bozulmasını engellemek amacıyla silah kullanabilir. Silah bazı durumlarda biber gazı, cop, boyalı veya tazyikli su olabileceği gibi somut olayın ağırlığı ve büyüklüğüne göre ateşli silah da olabilir.

-          Polis elinde silah olmayan, silahı olup da silahına davranmayan ya da davranacağına dair herhangi bir izlenim uyandırmayan kişilere karşı silah kullanmayacaktır.

Yapılan protestolar incelendiğinde; protestoların demokratik protesto hakkının kullanılmasına yönelik olduğu ve bu hakkını kullanan vatandaşların silahsız oldukları ve prostestocuların eylemlerde her hangi bir saldırı amacı gütmeyip sadece yaşanan bir olayı protesto ettikleri gözlemlenmiştir.

  Bu yazılanlar ışığında şu anda yaşanan olaylarda polis tarafından kullanılan gücün kanunda tanımlanan düzen sağlama amacından çıktığı ve suç olduğu aşikardır. Bu gücü kullanma yetkisi veren amirler dahil olmak üzere bu kanunsuz emri yerine getiren polisler hakkında hem idari yönden hem de adli yönden soruşturma açılması gerekmektedir. İdari yönden soruşturma açılması İçişleri Bakanlığı ve İlgili Emniyet Müdürleri başta olmak üzere sıralı amirlerin yetkisindedir. Adli yönden soruşturma açılması ise re’sen Cumhuriyet Savcıların yetkisinde ve görevindedir.

Bu güne kadar polisimizin bir kısmı tarafından kanuna aykırı olarak müdahale edilmesi ve vatandaşlarımızın bazıların yaralanmasına bazılarında hayatlarını kaybetmesine yol açan ve basına da yansıyan olaylar neticesinde idari yönden olmak üzere İçişleri Bakanlığı, Emniyet Müdürlükleri ve ilgili sıralı amirler tarafından kanuna aykırı davranan, vatandaşların vücut dokunulmazlığına ve kişilik haklarına saldırıda bulunarak yaralanmalarına ve hatta hayatlarını kaybetmelerine neden olan sorumlular hakkında ne gibi bir işlem başlatılmıştır? İşlem başlatılmadıysa neden başlatılmamıştır? Bu soruların hepsi muallakta kalmaktadır.

Adli yönden olarak; bu olaylar yaşandıktan sonra, sorumlular basın önünde dahi net olarak belli iken Cumhuriyet Savcıları tarafından ne gibi bir işlem yapılmıştır? Sorumlular hakkında soruşturma açılmışmıdır? Bu sorularda ne yazık ki muallakta kalmaktadır.

Günden güne polisimizin demokratik protesto hakkını kullanan vatandaşlarımıza gittikçe öncekilerden daha sert müdahalelerde bulunmasının, vatandaşlarımızın yaralanması ve hatta hayatlarını kaybetmesinin aslında yegane nedeni işte budur. İlgili Bakanlığın, sıralı amirlerin ve Cumhuriyet Savcılarımızın görevlerini yapmamalarıdır. Eğer gerek İçişleri Bakanlığı, sıralı amirler ve Cumhuriyet Savcıları kanunsuz olarak güç kullanan sorumlular hakkında gerekli yasal işlemleri başlatmış olsalardı polisimiz bu kadar rahat ve gittikçe sertleşen tutumunu sürdüremezdi. Ne yazık ki şu anda polisimizde; devlet arkamda nasıl olsa soruşturma filanda olmuyor anlayışı hakimdir ve bu yüzden de günden güne şiddet daha da artmaktadır.

Burada amacımız kurumlarımızı karalamak değildir. Amacımız kurumlar içerisinde ki çürükleri ve görevini yapmayanları temizlemektir. Şunu unutmayınız ki her yaralıdan akan kanın, hayatını kaybeden insanların günahlarından görevini layıki ile yerine getiren kurum ve kişiler hariç olmak üzere görevini yerine getirmeyenler sorumlu olacaktır.

Bu yazımdan dolayı bazı kurum ve kişiler alınabilir ancak gerçek budur. Hani bir laf vardır, birisi bir şeyden alınıyorsa kendisinden kuşkusu vardır lafı burada tam yerinde olacaktır.

Bir lafımda siz polis memuru arkadaşlarıma olacak;

Geçmişte de yaşandığı üzere her siyasi olaydan ne yazık ki en çok etkilenen kurumumuz Emniyet Teşkilatı olmuştur. Emniyet teşkilatı kurulduğu günden bugüne üzerindeki siyasi baskıyı üzerinden atamamıştır. Her yaşanan olaydan sonra fatura Emniyet Teşkilatına kesilmektedir. Yakın geçmişimizde de Emniyet Teşkilatı mensuplarının meslekten ihraçlarına kadar yol açan olaylar vardır.Polis arkadaşlarımız sizlere sözüm şudur, bu olaylar neticesinde tüm kabak sizlerin başına patlar ve bir anda her şeyin sorumlusu sizler olursunuz ve bunun sonucunca mesleğinizden bile olur ve yargılanırsınız. Kimse de yanınızda olmaz. Sizler kanunların sizlere vermiş olduğu yetkilerin dışına asla çıkmayın. Sizlere verilen kanuna aykırı emirleri yerine getirmek zorunda değilsiniz.

T.C. Anayasasının 137. Maddesi çok açıktır;

 

J. Kanunsuz Emir

Kamu hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstünden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak, üstü emrinde ısrar eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir; bu halde, emri yerine getiren sorumlu olmaz.

Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

 

Sonuç olarak; ilgili tüm kurumlar, daha fazla vatandaşımızın sakat kalmaması, hayatını kaybetmemesi ,polisimize duyulan güvenin daha da azalmaması ve de olayların daha kötü istenmeyen hukuk devletine yakışmayan boyutlara ulaşmaması açısından lütfen görev başına geçiniz. 


İzlenme: 999
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR